Şöyleydi;
...ve hatta bir de ispanyol akrabası vardı, gittim üşenmeden buldum;
Ben de şunu uygun gördüm;
Ulen bu Amerika denen kıtaya ayağını fütursuzca basan İspanyollar değil miydi? ,nedir bu Latin Amerika'nın hali o zaman? Ben böyle bir gelişme üzerine ne bileyim Brazilya'yı beklerim süper güç olarak. Christof Colomb deyince de kulağa hiç İspanyol gelmiyor, adam Amerikan Muscle olarak doğmuş gibi. Öyle isim mi olur? Yıl 1459, Amerika kıtası keşfedildi diye tarih kitaplarında okuyunca sanıyorsun ki parıl parıl zırhlarıyla gezen İspanyollar karşılarında Neandartelleri buluyor. Aztec n'olcak? Koskoca Maya medeniyetine nolcak?
Nam-ı diğer Howl's Moving Castle. Bu yaşıma geldim, animeye, ota boka pirim vermedim. Miyazaki büyük adam diyene "he he tabi" dedim. Koca gözlü, mavi saçlı kahraman da neymiş dedim. yerden yere vurdum, yadırgadım, Final Fantasy den ötesini tanımam dedim sığ bir izleyici gibi. Tekkonkenkreet midir nedir, festivalde bi onu izlemişliğim vardı, gece boyunca baş ağrısı çektim. Anime saçmalıktır dedim yıllar yılı.
Geçen gün TRT Çocuk ağzımın payını verdi. Hemi de bu filmle verdi. Roman uyarlamasıymış. Nasıl bir hayal gücü, nasıl bir imgeleme? Suyun üzerinde koşuşan kuyruklu, sihirli yıldızlar, beni en çok etkileyen sahne oldu. Büyüyle korkuluğa dönüşen prens, huysuz büyükanne, sakallı cüce kostümüyle halkın arasına karışan veled, sesi hep kısık köpek... Müthişti. Hakkını vermek lazım. Hamdi Kuzen haklıymış, görsel sanatlarla ilgilenen biri mutlaka anime izlemeliymiş.